TÜRK CUMHURİYETLERİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA
Gelişen teknolojiler aracılığıyla insanlığın evreni anlama kapasitesi genişledikçe, Dünya’daki yaşamın kaçınılmaz biçimde ne denli yalnız ve eşsiz olduğu da gözler önüne serilmektedir. Yıldız tozları ile örülü ve manyetik alanların şekillendirdiği uçsuz bucaksız bu boşlukta, bugüne kadar Dünya’daki yaşamla denk bir varoluşa rastlanmamış olması, insanlık olarak bizleri trilyonlarca olasılık arasında eşsiz tekil bir bilinç konumuna yerleştirmektedir. İşte tam da bu nedenle birbirini tüketerek değil, anlayarak ve koruyarak var olmayı öğrenmek zorundayız. Bu gerçek, kalkınmayı yalnızca ekonomik büyüme ya da teknik ilerleme üzerinden değil; insan, toplum ve doğa arasındaki hassas dengeyi gözeten etik bir zorunluluk olarak yeniden evrensel bağlamda düşünmeyi gerektirmektedir.
Türk Cumhuriyetlerinin 2000–2022 dönemindeki sürdürülebilir kalkınma eğilimlerini karşılaştırmalı bir çerçevede ele alan bu eser, ekonomik yapıdan sosyal göstergelere, çevresel performanstan yönetişim kalitesine uzanan çok boyutlu bir analiz sunmaktadır. Bu eser Türk dünyasının kalkınma kapasitesini bilimsel veriler ışığında değerlendirirken; ülkelerin güçlü yönlerini, yapısal sorunlarını ve geliştirilmesi gereken alanlarını nesnel bir perspektifle ortaya koymaktadır. Bu yönüyle kitap, sürdürülebilir kalkınmayı teknik bir hedef olmanın ötesinde, ortak tarih ve kültür temelinde şekillenen uzun vadeli bir dönüşüm süreci olarak ele almaktadır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında uyguladığı planlı kalkınma yaklaşımı, bilimsel yönetim ilkeleri, kurumsallaşma çabaları ve toplum temelli dönüşüm politikalarıyla günümüzde Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarıyla dikkat çekici bir uyum içindedir. Eser, bu tarihsel birikim ile çağdaş küresel hedefleri buluşturarak, Türk dünyasının bütüncül kalkınma yolculuğuna akademik bir zemin sunmakta; bölgesel iş birliği ve ortak gelecek tasavvuruna yönelik stratejik bir perspektif önermektedir.
